Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davada savcı mütalaasını sundu. Savcı, sanıkların kusurunu bilinçli taksir kapsamında değerlendirdi.
Savcı mütalaasını, sanıkların ayrı ayrı birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep olma suçundan, ölü ve yaralıların sayısı dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaştırılıp ceza alması ve adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı devamı yönünde yaptı.
SAVCI MÜTALAASINI SUNDU; AİLELER “OLASI KAST” TALEP ETTİ
Mahkemede daha sonra aileler, esasa (mütalaaya) ilişkin taleplerini dile getirdi.
Hayal Gençalioğlu’nun babası Yaşar Kemal Gençalioğlu, sanıkların olası kast ile yargılanmasını istedi.
Selin Karakaya’nın annesi ve Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya da, sanıkların, olası kast ile cezalandırılmasını talep ederek, “Adalet istiyorum” dedi.
Atakan Konuklu’nun annesi Pamir Konuklu’nun eşi Şenay Atakan Konuklu ise, “Buraya gelmeden önceki fikirlerim başkaydı. Savcının söyledikleri karşısında sonuç odaklıyım. Adıyaman’da adalet toprak altında kalmaz. Adaleti umarım sağlayabiliriz. Uluslararası hukuka da güveniyorum. Umarım hukukun üstünlüğü burada sağlanır” dedi.
Nehir Çevik’in babası Yoksuli Çevik de, olası kasttan yargılanma istedi.
Özgür İçme’nin babası Meriç İçme de, tüm katillerin olası kastla yargılanmasını talep etti.
Aras Aktuğralı’nın babası Murat Aktuğralı da, adaletin sadece olası kastla geleceğini belirterek, “Bunu bütün kitaplar söylüyor” dedi.
Asya Tülek’in babası Mehmet Tülek de, “Bu suçun tanımı bilinçli taksir değil olası kasttır” diyerek, davaların birleştirilmesini istedi.
İzcan Nurluöz’ün annesi Feriha Yiğittürk, Hasan Bilgen’in babası Mehmet Akif Bilgen, Ali Karasel’in eşi Fatma Karasel de, olası kastla yargılama talebinde bulundu.
Sahil Özberkman’ın annesi Esra Özberkman ise, “Söz hakkı veriyorsunuz ama bizi duyuyor musunuz bilmiyorum. Adalet olası kastla gelir ve o adalet bir gün herkese lazım olur” dedi.
Perihan Çetiner’in babası Mehmet Çetiner de, sanıkların, olası kastla yargılanıp en ağır cezayı almalarını istedi.
Mert Niyazi Topukçuoğlu’nun babası Mehmet Topukçuoğlu da, “Bütün suçlar ortadadır. Bilinçli taksir değil olası kast olmalı” dedi.
Bedriye Yeniçeri’nin eşi, Ecem Yeniçeri’nin babası Can Ahmet Yeniçeri de, “Adalet bir gün size de lazım olacak. Bu kadar kusurdan sonra verilecek karar belli” dedi.
Duygu Kalaycı’nın eşi, Lavin Kalaycı’nın babası Caner Kalaycı da, “Çok şey konuştuk. En son celsede bazı evraklar sunuldu. Her şey birbirini tamamlıyor. Hukuk yasalardan ibaret bunun vicdanı sizlersiniz. Durmayacağız. Umudumuz, vereceğiniz kararın olası kasta çıkması. Bu vicdan, umarım bizi değil onları istinafa götürür” diye konuştu.
Osman Çetintaş’ın babası Nafi Çetintaş da, sanıkların olası kastla yargılanmalarını istedi.
Fahri Arkar’ın babası Ramadan Arkar, Havin Kılıç’ın babası Recep Kılıç, Aykan Ekiz’in babası Murat Ekiz de, olası kast talebinde bulundu.
Doruk ve Alp Akın’ın babası Osman Akın da, suç unsurlarının ortada olduğuna dikkat çekti.
Doruk ve Alp Akın’ın annesi Ayşe Akın da, imzaların bilerek, isteyerek atıldığını kaydetti ve sanıkların olası kastla yargılanmasını istedi.
Ali Akın da, “Bu salonu şaşırtın bu ülkede adalet olduğunu ispatlayın” dedi.
CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay da, “Kaybettiklerimize hak ettikleri adaleti sağlayamadık. Sizin vereceğiniz karar bunu sağlayacaktır” dedi.
Sahil Özberkman’ın babası Tayyip Özberkman da, “Hataları delille ispatlanan, binanın otel olarak açılmasına izin verenlerin olası kastla yargılanmasını istiyorum. Mahkemenin tarihi karar alacağını düşünüyorum. Ya gelecek nesillere iyi bir karar olacak ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidecek bir sürecin başlangıcı olacak” diye konuştu.
Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması Türkiye saatiyle 13.00’te başladı.
Davada, İsias Otel’e yapı ruhsatı verildiğinde Adıyaman Belediyesi Yapı Kontrol Birimi’nde görevli ve Yapı Ruhsatında Proje Kontrollerinden Sorumlu Dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Osman Bulut, Ruhsat Büro Şefi Bilal Balcı, Plan Proje/İmar Müdürü Mehmet Salih Alkayış ve daimi işçi Abdurrahman Karaaslan, 1993 ruhsatında İmar Müdürü Yusuf Gül ve daimi işçi Ruhsat Büro Teknisyeni Fazlı Karakuş yargılanıyor.
Mahkeme, her iki tarafın yeniden bilirkişi raporu aldırılmasına ilişkin talebini, bilirkişi raporunda esasa ilişkin yeterli bilginin bulunması nedeniyle reddetti.
Avukat Mehmet Eren Turan, sanıkların kusur durumu belirlenemeden, eylemlerinin vasıflandırılmasına gidildiğini söyledi. İmar Kanunu’nun 32. Maddesi uyarınca ruhsata aykırılıkların 30 gün içinde tamamlanması, aksi takdirde binanın yıkılması gerektiğini anımsatan Turan, İmar Müdürlüğü’nün talebine karşılık encümenin Eylül 2003’te aldığı kararın ardından binanın ruhsat aykırılıklarının giderilmediğini ve Adıyaman Belediye Başkanlığı’nın binaya iskan belgesi verdiğini söyledi.
Turan ayrıca İsias Otel’in Yapı ve Kullanma İzin Belgesi’nde de görüldüğü üzere, otel inşaatına 8 Kasım 2001’de bodrum, zemin ve 7. kata kadar ruhsat verildiğini ancak yapılan kontrolde 24.50 metre olması gerekeyn yüksekliğin 27 metre olduğunun tespit edildiğini belirtti. Turan, İmar Müdürlüğü’nün ise bu ihlaller doğrultusunda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. Maddesi gereği gerekli kararın hazırlanmasını talep ettiğini aktardı.
Belgelerin, sanıkların huzurda yaptıkları konuşmanın aksini ortaya koyduğunu kaydeden Turan, yeniden bilirkişi talebinin de bununla ilgili olduğunu belirterek, ek rapor alınmasını talebini sile getirdi.
Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu da, geçen celsede gündeme gelen encümen yazısı ışığında hem yıkım, hem de para cezası verilmesi gerektiğini ancak sadece para cezası uygulandığına işaret etti. Suç duyurusunda bulunup, davaların birleştirilmesini istediklerini kaydeden Koçoğlu, dosyanın olası kast suçlamasıyla incelenmesi gerektiğini söyledi.
Sanık Abdurrahman Karaaslan’ın avukatı ise müvekkilinin katip olarak görev yaptığını, inşaat denetimi yetkisi ve buna ilişkin eğitimi olmadığını belirtti. Avukat, dosyanın, Adıyaman Belediyesi Yapı Kontrol Birimi’nde görevli herkesi kapsadığını ancak müvekkilinin bu kapsam dışında olduğunu kaydetti. Avukat ayrıca “bilinçli taksirle” değil de “görevi kötüye kullanma” suçu olarak değerlendirilmesini talep etti.
Mahkeme talepleri değerlendirerek, bilgilerin hüküm için yeterli olduğunu; yargılamaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle dosyanın dönüşünün beklenmesine ve yeniden bir bilirkişi raporu alınmasının reddine karar verdi.
Daha sonra savcı mütalaasını sundu.


















